Turkey likely to gain from ECB rate cuts

Text size +-
Recommend

In Turkish

The recent move by the European Central Bank (ECB) to loosen monetary policy, which included cutting the deposit interest rate to a landmark -0.1%, looks set to provide a welcome boost to both Turkey’s money markets and its broader economy.

While the ECB’s dramatic measures on June 5 were primarily aimed at maintaining a fragile recovery within the EU, the benefits are likely to extend beyond the bloc’s borders.

From its side, Turkey will be hoping that an expected uptick in demand from the continent over the coming months brings both short-term capital inflows and more substantial gains through increased production orders and investment, which could prove useful in helping rebalance its current account deficit.

The ECB’s decision to move interest rates into negative territory is unprecedented, marking the first time that a major reserve bank has taken such action. The bank also lowered its key benchmark rate from 0.25% to 0.15%.

Announcing the decision, ECB president Mario Draghi described it as part of the bank’s efforts to encourage banks to increase lending to the real economy. “We decided on a combination of measures to provide additional monetary policy accommodation and to support lending to the real economy,” he said.  

Positives for Turkey

The impact of the ECB’s shift on rates was felt in Turkey within hours of the announcement. The Turkish stock market gained strongly on the day’s trading, with the BIST 100, the index of the leading 100 listed shares, climbing 1.8%. The top 30 – which are mainly industrials and banks – edged upwards by just over 2%.

Commenting ahead of the bank’s decision, Erkan Dernek, market strategist at Odeabank, said that measures from the ECB would increase the appeal of Turkey’s portfolios. “Recent expectations that the ECB may cut rates and the US Federal Reserve will remain dovish have made emerging markets more attractive, particularly Turkish assets because of the high interest rate,” he told Reuters.

The Turkish Central Bank’s key rate currently stands at 9.5%, having been cut by 0.5% at the end of May. The rate is seen by the bank’s governor, Erdem Başçı, as a necessary means of keeping local lending growth and inflation in check.

If the EU markets become more liquid, Turkey’s high rates could begin to attract greater capital inflows in the coming months, helping to negate the effects of any further fiscal tapering by the US Federal Reserve. Yields on government bonds and other instruments are far higher than those on offer elsewhere.

Higher domestic spending within the EU bloc should also produce a knock-on effect in Turkey’s manufacturing sector. The country is gearing up for an increase in orders from Europe in the third quarter, and rising demand for goods from the EU may well push up share prices in manufacturing firms, setting the scene for renewed investment.  

Plugging the deficit

New orders and investment will not only spell good news for Turkey’s real economy, but could also help find an alternative to using short-term capital inflows as a means of bridging the current account deficit, which stood at $4.79bn in April, according to figures released by the government in June.

A recent World Bank report concluded that Turkey would benefit from making changes to some of its fiscal policies, including reducing its dependency on short-term capital flows. The report, issued in early June just before the ECB rate cuts, warned that the change in capital inflow patterns witnessed over the past five years could leave the Turkish economy and financial markets exposed during times of fiscal instability.

“While the bulk of the capital inflows were in the form of foreign direct investment in the mid-2000s, there has been a shift to short-term portfolio flows in the post-2009 crisis period. The heavy reliance of foreign inflows has given rise to significant volatility, with robust growth in periods of high inflows and slowing growth when capital flows out,” the report said.

It added that in recent years, portfolio and short-term capital inflows had dominated long-term capital flows, increasing the risk of capital reversals and leading to a worsening in the composition of investments.  

Spending shift

In its recommendations, the World Bank urged Turkey’s government to broaden the country’s tax base and reduce its reliance on cyclically volatile consumption-based taxes. It also suggested shifting spending towards public investment and restraining growth in current spending. Such an approach would pave the way for a growth model less dependent on debt-financed consumption, the report concluded.

An expected flow-on from the ECB’s measures is unlikely to yield results in Turkey before the traditional summer slowdown. However, the country will be watching for a marked recovery in Europe, which could provide a welcome stimulus for real growth and pave the way for a rise in investment from the latter part of 2014 onwards.

.


 

Türkiye, ECB faiz indiriminden kazançlı çıkabilir

Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB), para politikasını gevşetmeye dair mevduat faiz oranını eksi yüzde 0,1 noktasına çekerek attığı son adım, Türkiye’nin para piyasası ve geniş ekonomisi için büyük bir destek niteliğinde.

ECB’nin 5 Haziran’da aldığı ciddi önlemler, öncelikli olarak AB içerisindeki kırılgan iyileşmeyi korumayı amaçlıyor; ancak bu durumun yaratacağı avantajların bloğun sınırlarını geçmesi muhtemel görünüyor.

Türkiye açısından baktığımızda, kıtadan gelen talepler için önümüzdeki aylarda beklenen artış, hem kısa vadeli sermaye girişi sağlayacak, hem de artan üretim emirleri ve yatırımlar üzerinden daha sağlam kazanımlar getirecek. Bu ivme, cari hesap açığının yeniden dengelenmesine yardımcı olabilecek.

ECB’nin faiz oranlarını negatife çekme kararı bu türden bir uygulamanın büyük bir rezerv bankası için bir ilk olma özelliği taşıması açısından daha önce benzeri görülmemiş bir karar. Banka ayrıca, politika faizi oranını %0,25'ten, %0,15'e düşürdü.

Kararı açıklayan ECB başkanı Mario Draghi bankanın bu gelişmeyle, diğer bankaların reel ekonomiye daha fazla kredi imkanı tanımalarınıyı hedeflediklerini belirtti. Draghi, “Ek para politikası kolaylığı sağlamak ve reel ekonomiye kredi vermeyi desteklemek için bir dizi önlem kararı aldık” dedi.  

Türkiye için artılar

ECB'nin yaptığı oran değişikliklerinin etkisi, açıklamanın hemen ardından birkaç saat içerisinde Türkiye’de hissedildi. İlk 100 kote hissenin endeksi olan BIST 100’ün %1,8’lik değer kazanmasıyla, Türkiye borsası günü yükselişle kapattı. Çoğunlukla banka ve sanayicilerden oluşan ilk 30 ise, %2’nin hemen üzerinde bir değer artışı gösterdi.

Bankanın kararına ilişkin yorum yapan Odeabank piyasa stratejisti Erkan Dernek, ECB’nin önlemlerinin, Türkiye portföylerinin çekiciliğini arttıracağını belirtti. Reuters’e yaptığı açıklamada, “Son dönemdeki, ECB'nin faiz indirimi yapabileceğine ve ABD Federal Rezervi’nin güvercin kalmasına dair beklentiler, yükselen piyasaları, özellikle de yüksek faiz oranından ötürü Türkiye varlıklarını çekici hale getirdi" dedi.

Türkiye Merkez Bankası’nın politika faizi Mayıs ayı sonunda %0,5’lik bir indirimle çekildiği %9,5 seviyesinde durmakta. Bankanın yöneticisi Erdem Başçı’ya gore, bu oran yerel kredi büyümesini ve enflasyonu kontrol altında tutmak için gerekli.

AB piyasaları daha likit hale gelirse, Türkiye’nin yüksek oranları önümüzdeki aylarda daha fazla sermaye girişi sağlayabilir ve ABD Federal Rezervi'nin tahvil alımında azaltıma dair alacağı her türlü kararın etkilerini yok etmeye yardımcı olabilir. Hükümet tahvili ve diğer senetlerin getirileri başka ülkelerde satılanlardan çok daha yüksek.

AB bloğu içerisinde iç harcamaların artması ise Türkiye üretim sektöründe ikincil etkilere sebep olacaktır. Ülke, üçüncü çeyrekte Avrupa’dan gelecek sipariş emri artışları için hazırlanıyorken, AB'nin artan mal talebinin, imalat firmalarının hisse fiyatlarını arttırarak yatırımların yenilenmesine zemin hazırlaması olası görünüyor.  

Açığın kapatılması

Yeni üretim emirleri ve yatırımlar yalnızca Türkiye'nin reel ekonomisi için değil, aynı zamanda Haziran ayında hükümet tarafından verilen rakamlara gore 4,79 milyar dolar olan cari hesap açığını kapatmak üzere, kısa vadeli kapital akışlarını kullanım alternatifi bulmaya yardımcı olmak açısından da olumlu bir gelişme anlamına geliyor.

Dünya Bankası'nın kısa bir süre önce sunduğu raporda, Türkiye’nin, kısa vadeli sermaye girişine bağımlılığını azaltmak da dahil olmak üzere mali politikaların bazılarında yapılan değişikliklerden yarar sağlayabileceği ifade ediliyordu. Haziran ayının başında, ECB’nin faiz oranı indirimlerinden hemen önce hazırlanan raporda, geçtiğimiz beş yıldır sermaye girişi formlarında yaşanan değişikliğin, Türkiye ekonomisini ve finans piyasalarını mali istikrarsızlığa maruz bırakabileceğine dair uyarılar yer alıyordu.

“2000'lerin ortalarında, toplu sermaye girişleri doğrudan yabancı yatırım formundayken, 2009 krizi sonrası dönemde, bu sermaye girişleri kısa vadeli portföy girişleri şeklinde gerçekleşti. Raporda, sermaye girişinin fazla olduğu dönemlerde güçlü büyümeler yaşanırken, sermaye çıkışı olduğunda ise büyümenin durduğuna; bu nedenle yabancı girişlere yüksek bağımlılığın, volatilitede önemli artışlara yol açtığına dikkat çekildi.

Raporda ayrıca geçtiğimiz yıllarda portföy ve kısa vadeli sermaye akışlarının uzun vadeli sermaye akışlarını domine ettiği, sermayenin geri dönüş riskini arttırdığı ve yatırım oluşumlarının durumunun kötüleşmesine neden olduğu belirtildi.  

Harcama değişikliği

Türkiye hükümetinin ülkenin vergi tabanını genişletmesi ve periyodik değişken tüketime bağlı vergilere olan bağımlılığını azaltması da Dünya Bankası’nın önerileri arasında bulunuyordu. Harcamaların kamu yatırımına yöneltilmesi ve cari harcamadaki büyümenin engellenmeside öneriler arasındaydı. Raporda, bu türden bir yaklaşımın, borçla finanse edilen tüketime daha az bağımlı bir büyüme modelinin yolunu açacağı ifade edildi.

ECB’nin önlemlerinin ardından beklenen akışın, yaz dönemi durgunluğunun sona ermesinden önce Türkiye’de bir etki yaratması muhtemel görünmüyor. Ancak ülke, anlamlı bir büyümeyi teşvik edecek nitelikte ve 2014’ün ilerleyen dönemlerinde yatırım artışına zemin hazırlayacak olan Avrupa’da belirgin bir iyileşmenin yolunu gözlüyor olacak.

Follow Oxford Business Group on Facebook, Google+ and Twitter for all the latest Economic News Updates. Or register to receive updates via email.

Covid-19 Economic Impact Assessments

Stay updated on how some of the world’s most promising markets are being affected by the Covid-19 pandemic, and what actions governments and private businesses are taking to mitigate challenges and ensure their long-term growth story continues.

Register now and also receive a complimentary 2-month licence to the OBG Research Terminal.

Register Here×

Read Next:

In Turkey

Turkey’s electoral results show uptick in confidence

The return to single-party government and a commitment to fast track economic reforms have boosted investor confidence in Turkey, though rising inflation and low growth rates could hamper the...

In Economy

Covid-19 and Papua New Guinea: self-sufficiency, bilateralism or both?

In recent years, Papua New Guinea has moved away from its long-held policy of tariff reductions, towards import substitution and self-sufficiency. As the coronavirus pandemic underlines...

Latest

Covid-19 and Papua New Guinea: self-sufficiency, bilateralism or both?

In recent years, Papua New Guinea has moved away from its long-held policy of tariff reductions, towards import substitution and self-sufficiency. As the coronavirus pandemic underlines...